Harry Potter 20. Yıl Özel: Hogwarts’a Dönüş’ten Öğrendiğimiz 7 Bilgi

Harry Potter serisinin ilk filmi Harry Potter ve Felsefe Taşı bu yıl 20. yılını kutladı. 2022’yi gerçekten büyülü bir şekilde başlatmak için, sekiz değerli filmin oyuncu kadrosu ve ekibi, yeni yılın ilk gününde HBO Max’te galası yapılan Harry Potter 20. Yıl Özel: Hogwarts’a Dönüş etkinliği için yeniden bir araya geldi. Daniel Radcliffe (Harry Potter), Emma Watson (Hermione Granger) ve Rupert Grint(Ron Weasley) ile sevilen oyuncu kadrosundan ve ekipten diğer birçok kişi özel bölümde yerlerini aldılar. Hayatının 20 yıllık bölümünü gerek kitaplar gerekse filmler eşliğinde bu büyülü ve olağanüstü dünyada geçiren genç, yaşlı milyonlarca Harry Potter hayranını bu özel gecede ekranları başında nostalji dolu anlar bekliyordu.

Emma Watson’ın özel bölümde dile getirdiği gibi, “Harry Potter’da hayatı zenginleştiren bir şey var, örneğin yaşamımızda işler gerçekten zorlaştığında ve sıkıcı rutinlerimizden uzaklaşmak istediğimizde, bu kitaplardaki dünya bize gidebileceğimiz, dinlenebileceğimiz, kendimizi özgür hissedebildiğimiz büyülü bir kaçış yeri imkanı sunar.”

Oyuncular ve ekip, bu olağanüstü nostaljik özel gösteride en unutulmaz sahne arkası hikayelerini paylaşırken kendi ağızlarından öğrendiğimiz bir takım bilgiler bu içeriğimizde.

İlgili içerik

Harry Potter 20. Yıl Özel Bölümünden Poster Yayınlandı

Harry Potter’ın Başrolünü Bulmak Son Derece Zor Oldu

İlk iki filmin yönetmeni Christopher Columbus’a göre, “Harry Potter için oyuncu arayışı çok zor oldu.” Hatta özel bölümde yayınlanan ve 2019’dan önceden kaydedilmiş bir videoda yazar JK Rowling, “Harry’yi bulamadık. Sadece Harry’yi bulamadık ve bu biraz garip bir durumdu ve biz panik olmaya başladık” diyor.

Aylarca başarısız geçen bir arayış sürecinin sonunda Columbus, David Copperfield’ın 1999 BBC versiyonunda oynayan genç Radcliffe’i gördü ve şöyle dedi “Benim aylardır aradığım Harry Potter işte bu çocuk.” Sonra devam etti. “Hemen, kafamda bir ampul yandı.” Columbus ve yapımcı David Heyman, hemen Radcliffe’in ebeveynlerine ulaştı ve onları Daniel’ın seçmelere katılması için ikna etti ve sonrasını hepimiz biliyoruz.

Birçok Oyuncu, Filmlere Katılmadan Önce Kitapların Hayranıydı

İlk üç kitap, Harry Potter ve Felsefe Taşı, Harry Potter ve Sırlar Odası ve Harry Potter ve Azkaban Tutsağı, ilk filmin çekimleri başlamadan önce yayınlandı. Özel bölümde oyuncuların çoğu film serisine katılmadan önce de kitapların olduklarını belirtiyorlar.

Watson, sekiz yaşındayken ailesiyle birlikte ilk kitabı okuduğunu söylüyor. “Babam bize kitapları okurdu ve erkek kardeşimle ben hikayenin bağımlısı olmuştuk. Okumaya devam etmesi için ona yalvarırdık” diyor.

Matthew Lewis (Neville Longbottom) gülerek, pijama partisi için bir arkadaşının evine gittiklerini ve orada saatler boyunca her ikisinin de sessizce oturup ilk iki kitabı okuduklarını hatırlıyor. “İşte bu kadardı, gerçekten. Hiç arkama bakmadım” diyor. Aynı şekilde, Alfred Enoch (Dean Thomas), Sırlar Odası’nın “geceleri gerçekten uyanık kaldığı” ilk kitap olduğunu söylüyor.

Genç Oyuncular, Üst Sınıf Aktörlerle Çalıştıklarını İlk Başta Fark Etmediler

Yönetmen Columbus, özellikle ilk iki filmde oyuncuların genç yaşta olmaları nedeniyle onların sette çocukluklarını yaşamalarına izin verdiğini belirtiyor. “Bunun, elbette, bir takım zorlukları vardı.” diye konuşan yönetmen “Bir replik söylerlerdi ve sonra kameraya gülümserlerdi. Bir Harry Potter filminde olmaktan o kadar mutluydular ki, bazen heyecandan sahneye odaklanamıyorlardı. Çocukların hiçbiri o sırada nasıl bir işin içinde yer aldıklarının ciddiyetini anlama yeteneğine sahip değillerdi. Ama gerçekte oldukları yer oyunculuk dünyasının İngiliz kraliyet ailesiydi.”

Tom Felton (Draco Malfoy), Alfred Enoch (Dean Thomas) ve Matthew Lewis (Neville Longbottom) ile konuşurken , “Komik olan… İngiliz oyunculuk endüstrisinin en elit insanlarıyla çevrili olmak ve kimsenin kim olduğu hakkında hiçbir fikrinin olmaması” diyor. Gülerek ekliyor, “Richard Harris’in burada bir süre tur rehberi olarak çalıştığını sanıyordum.”

Gary Oldman (Sirius Black), Radcliffe’in yıldız kavramının tam olarak ne olduğunu kavramasına sebep olan ilk kişiydi. Watson, Radcliffe ve Grint ile otururken, Radcliffe’in ona “Gary muhabbeti” yaptığını hatırladığını söylüyor. Radcliffe’e, “Dinle Emma gibiydin. Havalı olmalısın. Ben Gary Oldman. Bu çok önemli bir şey” dediğini hatırlıyor.

Kitaplar Çıkmadan Önce Karakterinin Sonunu Bilen Tek Kişi Alan Rickman’dı

Radcliffe, Oldman ile sohbet ederken, Radcliffe ona Alan Rickman’ın (ne yazık ki 2016’da vefat etti) “hikayedeki sonunu” bilen tek kişi olduğunu söyledi. Rickman, Rowling’e ulaştı ve Profesör Severus Snape olarak karakterine ne olacağını bilmesi gerektiğini hissettiğini söyledi. Rowling bu bilgiyi ona verdi, ancak setteki diğer herkes – Radcliffe, Grint ve Watson dahil – sadece kitaplar çıktığında karakterlerine gelecekte ne olduğunu öğrenebildiler.

Radcliffe bu konu hakkında şöyle konuşuyor; “Rickman bildiklerini Chris’e (Columbus) hiç söylemedi, hiç kimseye söylemedi. Chris ona bazen ‘bunu neden böyle yapıyorsun?’ diye trip atardı. Rickman ise onu ‘Sonra anlatırım’ diye geçiştirirdi.”

Emma Watson İlk Dört Filmden Sonra Seriden Ayrılmayı Düşündü

Şöhretin getirdiği sorumluluklar bir süre sonra Emma Watson için baş edilmeyecek bir seviyeye gelmiş ve güzel oyuncu beşinci film Harry Potter ve Zümrüdüanka Yoldaşlığı’ndan önce Harry Potter’ı bırakmayı düşünmüş. Watson, eskiden günlük kaydı tuttuğunu söylüyor ve özel bölümde günlüğündekilerden bahsediyor. Watson, “Bazen yalnız olduğumu görebiliyordum” diye konuşuyor.

Daniel Radcliffe, Rupert Grint, Tom Felton ve diğer erkek oyuncular hemcinsleriyle kolayca vakit geçirebiliyorlardı, çünkü çoğunluktalardı. Ancak Emma filmde bu kadar bir büyük rol üstlenen tek kız oyuncuydu, bu durum onun hem yalnız hissetmesine sebep oluyor hem de sorumluluklarını artırıyordu.

Nihayet Emma sorunlarını aşmayı başardı ve devam filmlerinde kendisine verilen bütün görevlerin üstesinden başarıyla geldi. Günümüzün en çok aranan aktrislerinden birisi olmasının altında yatan nedenlerden birisi de -yeteneğinin dışında- bu azimli ve çalışkan karakteri oldu.

Emma Watson Çekimler Boyunca Tom Felton’a Aşıktı

Emma Watson, özel bölümde gülümseyerek film setinde Felton’a aşık olduğunu söylüyor, hatta ona ilk aşık olduğu anı anlatıyor. “Eğitim aldığımız odaya girdim. Verilen ödev, Tanrı’nın neye benzediğini düşündüğünüzü çizmekti ve Tom bir kızı çizmişti, bir kaykayın üstünde duran şapkalı bir kız. Ve bunu nasıl söyleyeceğimi bilmiyorum – o anda ona aşık oldum!”

Watson şöyle devam ediyor, “Eskiden her gün gelir ve çağrı sayfasında numarasını arardım – yedi numaraydı – ve eğer çağrı listesinde adı varsa, o gün benim için ekstra heyecan verici bir gün olurdu.” Ne yazık ki Watson’dan üç yaş büyük olan Felton, onu her zaman küçük bir kız kardeş olarak gördü.

Asla romantik bir şekilde birlikte olmamalarına rağmen, Watson ve Felton birlikte güzel vakit geçiriyorlardı. Watson, “Gerçek şu ki, genellikle sette en savunmasız olduğum kişi Tom’du” diyor. “Aramızda hiçbir zaman, asla, asla romantik bir şey olmadı. Biz sadece birbirimizi seviyoruz. Bu konuda söyleyebileceğim tek şey bu.”

Ron ve Hermione’nin Öpüşme Sahnesi İki Tarafı da Çok Zorladı

Harry Potter ve Ölüm Yadigarları: Part II’de Ron ve Hermione arasındaki çok beklenen öpüşme sahnesi, filmin çekimleri sırasında birbirini kardeş olarak görmeye başlayan Grint ve Watson üzerinde muazzam bir baskıya neden olmuş. Watson, “Rupert’ı öpmek şimdiye kadar yapmak zorunda olduğum en zor şeylerden biriydi” diyor. “Sadece yanlış hissettim, her düzeyde çok yanlış.”

Grint ve Watson öpüşme sahnesinin çekimleri esnasında sık sık güldükleri için sahne pek çok kez tekrarlanmak zorunda kalmış. Bu yüzden sonunda Watson inisiyatif almış ve sahne başarıyla çekilebilmiş. Grint gülerek Watson’a, “Sanırım bayıldım. Yüzünün gittikçe yaklaştığını hatırlıyorum,” diyor. Durumu daha da kötüleştirmek için, Radcliffe’in onlarla fena halde dalga geçtiğini ve onlara “Sete gelip sizleri öpüşürken izleyeceğim!” dediğini hatırlıyorlar.

Harry Potter 20. Yıl: Hogwarts’a Dönüş özel bölümü ABD’de HBO Max üzerinden izlenebilir ancak, maalesef HBO Max henüz ülkemizde yayın hayatına başlamadığı için serinin Türk hayranları bu deneyimi yaşamak için biraz daha sabretmek zorunda kalabilirler.